Karadağ ve Japonya’da Türklere Yönelik Ayrımcılık ile Kayseri’deki Suriyeli Dükkânlarının Yakılması — Kim Haklı Kim Suçlu?

Kasım 1, 2025 - 12:49
Kasım 1, 2025 - 12:53
 0  245
 Karadağ ve Japonya’da Türklere Yönelik Ayrımcılık ile Kayseri’deki Suriyeli Dükkânlarının Yakılması — Kim Haklı Kim Suçlu?
 Karadağ ve Japonya’da Türklere Yönelik Ayrımcılık ile Kayseri’deki Suriyeli Dükkânlarının Yakılması — Kim Haklı Kim Suçlu?
 Karadağ ve Japonya’da Türklere Yönelik Ayrımcılık ile Kayseri’deki Suriyeli Dükkânlarının Yakılması — Kim Haklı Kim Suçlu?

Japonya'da Türklere Yönelik Ayrımcı Uygulamalar

Japonya'da son dönemde Türk vatandaşlarına yönelik ayrımcılık vakaları yaşanıyor. Örneğin, Tokyo'daki bir gece kulübünün girişine "Türkler giremez" yazılı bir afiş asıldığı bildirildi. Japonya'daki bazı yetkililer, özellikle belirli etnik grupların neden olduğu gerginlikleri gerekçe göstererek Türk vatandaşlarına olan vize muafiyetinin kaldırılması için çağrıda bulundu.

Adaletsizlik ve Irkçılık

Benzer sorunlar ve çifte standartlar farklı ülkelerde de görülüyor. İngiltere'de, genç bir göçmenin bir çocuğa tecavüz etmesine rağmen hapis cezası yerine "topluma hizmet cezası" aldığı, buna karşılık bir annenin okul yönetimi hakkında bir WhatsApp grubunda yaptığı eleştiri: ‘’müdür işten ayrıldı yerine geçen müdür seçilecekti ne oldu da seçim yapılmadı’’ demesi nedeniyle evine beş polisin gelerek gözaltına alındığı örnekler yaşandı. Bu tür adaletsiz uygulamalar, toplumda ırkçılığın artmasına neden oluyor.

Sosyal Medyanın ve Ekonomik Krizlerin Ortak Rolü

Bu farklı olayların arkasında bazı ortak nedenler yatıyor:

Sosyal Medyanın Tetikleyici Rolü: Hem Kayseri'deki olaylar hem de yabancı düşmanı söylemler, sosyal medyada yayılan yanlış bilgi ve kışkırtmalarla büyüdü. Türkiye'de yetkililer, bu tür provokatif paylaşımlar yapan 100'den fazla hesap tespit ettiklerini ve 10 kişiyi gözaltına aldıklarını açıkladı.

 

Temel Argümanlar:

Güç ve Etki: Büyük şirketlerin birleşmelerle oluşturduğu finansal güç, lobi faaliyetleri ile başbakanları belirler. İngiltere’de şirketler bir mektupla Boris Johnson’u başbakan olmasını istiyoruz dediler ve Johnson başbakan oldu. Liz Truss büyük şirketlerin baskısıyla sadece 45 başbakan kalabildi.

 

Büyük şirketler artık vergi ödemiyor. İngiltere’de Amazon firması yüzde 1 vergi ödediği iddia edildi. Ama verilen teşvikler yüzünden 3 milyar kar yapıp sıfır vergi ödediği iddia ediliyor. Ama bir memur tüm vergileri kattığınızda yüzde elli vergi ödemek zorunda kalıyor. Tüm vergiler derken, gelir ve sağlık vergisinden sonra belediye vergisi (Council Tax), yol vergisi (Road Tax), VAT, (KDV) televizyon vergisi, gibi vergileri ve diğer gizli vergileri kattığımızda maaşının yarısı vergiye gidiyor.

Gizli vergi nedir derseniz İngiltere’de 1 sterlinlik benzinin yaklaşık 60–65 penisi vergiden oluşur.

Yaklaşık 53 peni “yakıt vergisi” (fuel duty), üstüne kalan fiyatın da %20’si KDV (VAT) olarak kesiliyor. Arabam yok derseniz otobüse, trene ya da uçağa bindiğinizde yüksek oranda vergi ödersiniz.

Devlet bu vergileri size hizmet olarak sunması gerekirken her tarafa trafik kameraları koyup en ufak hata yapana ceza keser. Binlerce kamera arasında biri size saldırsa bu kameraların pek bir faydası olmaz çünkü amaç sizi korumak değil sizin paranızı almak üzere kurulan bir sistemdir. Bu vergilerle hastalandığımız zaman bize ücretsiz sağlık hizmeti sunulmuyor mu derseniz son zamanlarda kanser hastaları yıllarca sıra beklerken öldüklerini duymuşsunuzdur. Emeklilik yaşı da emekli maaşı ödememek için her sene arttırılır. Yani vergiler eskiden size hizmet olarak dönüyordu ama son 40 senedir bu hizmetlerin çoğu kesildi.

Tüm bu haksızlıkların kaynağı bankalar. Sistemin bu çarpıklığını sorgulayacak toplumsal muhalefeti engellemek için, aşırı sağ ve kutuplaştırıcı söylemler desteklenmekte böylece halkın dikkati ekonomik sorunlardan başka yönlere çekilmektedir. Eğitimsiz suçlu kim bilmiyor, nasıl örgütlenecek nasıl mücadele edecek bilmiyor. Ama yabancılar çocuklarımıza taciz ediyor denildiğinde eline sopayı alıp tüm hıncını yabancılardan alıyor.

Bu kutuplaşmanın sonucu olarak, bir bireyin işlediği suç tüm bir etnik veya ulusal gruba mal edilmekte (örneğin, bir Türk'ün suçu tüm Türklere, bir Suriyelinin suçu tüm Suriyelilere yüklenmekte).

"Hepsi gitsin" gibi kolektif cezalandırma talepleri ırkçılığı besler. Sorunların çözümü, adaletin bireysel olduğu ilkesinden şaşmamak ve ekonomik adaletsizliğin kök nedenlerine odaklanmaktır. Aksi halde, güçlü azınlık, toplumun çoğunluğunu birbirine düşman ederek konumunu korumaya devam edecektir.

Bu yüzden ırkçı paylaşımlar yapmaktan kaçının. Göçmenlerle uğraşmak yerine göçe sebep olan politikacılarla uğraşın. Biz-onlar, Hristiyan-Müslüman, sağ-sol, dindar-dinsiz, LGBTQ+, Feminist, Türk, Kürt, İngiliz ve Avrupalının ortak özelliği hepimiz sömürülüyoruz. İş yerlerimiz batıyor, evimiz elimizden alınıyor, kiralar ve faturalar çok pahalı ve tüm bunların sebebi ekonomik sistem. Birbirimize düşman olduğumuz sürece bu sömürü sistemi hızla artacaktır.

 

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

MeteMuratMetin I am an OISC-approved Immigration Advisor in the UK. We specialize solely in immigration into the UK. We cover Health and Care Worker visas, Business visas, Family Visas, Skilled Workers, Innovator Founder Route visas, Global Talent visas, visitors’ visas, Schengen Visas, Extensions and Settlement Applications.