Dünyanın ilk eşcinsel imamı öldürüldü!
Muhsin Hendricks, dünyanın "ilk açık eşcinsel imamı" olarak bilinen ve Güney Afrika'da LGBTQ+ Müslümanlar için bir sığınak işlevi gören bir cami işleten kişi, Gqeberha yakınlarında vurularak öldürüldü. Polis, Hendricks'in bir araçta seyir halindeyken önlerine geçen bir araç tarafından durdurulduğunu ve yüzleri kapalı iki kişinin araçtan inip ateş açtığını belirtti. Hendricks olay yerinde hayatını kaybetti. Cinayetin nedeni henüz bilinmiyor ve soruşturma devam ediyor.
Hendricks, 1996'da eşcinsel olduğunu açıklamış ve 2011'de LGBTQ+ Müslümanlar için bir cami kurmuştu. Cape Town yakınlarındaki Al-Ghurbaah Camii, queer Müslümanlar ve marjinalleştirilmiş kadınlar için güvenli bir ibadet alanı sunuyordu. Hendricks, daha önce tehditler aldığını belirtmiş ancak saldırılardan korkmadığını ifade etmişti.
Hristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanlar arasında LGBTQ+ konusundaki çalışmalar, her dinin kendi içindeki farklı mezheplere ve yorumlara bağlı olarak çeşitlilik gösterir. İşte bu üç dinin bu konudaki yaklaşımlarının kısa bir karşılaştırması:
Üç dinin bu konudaki yaklaşımlarının kısa bir karşılaştırması:
Hristiyanlık:
-
Liberal Mezhepler (Örneğin: Anglikan Kilisesi'nin bir kısmı, Metodist Kilise, Lutheran Kilisesi, Believe Out Loud, Q Christian Fellowship): Bu gruplar, LGBTQ+ bireyleri kabul eder ve eşcinsel evlilikleri onaylar. Bazı kiliseler, LGBTQ+ bireyleri din adamı olarak atar.
Yahudilik:
-
Reform Yahudiliği ve Muhafazakar Yahudiliğin Bir Kısmı (Keshet, Eshel) Ortodoks Yahudilik: Geleneksel olarak LGBTQ+ ilişkilerini kabul etmez, ancak bazı Ortodoks gruplar, LGBTQ+ bireylere daha şefkatli bir yaklaşım benimsemeye başlamıştır.
İslam:
-
Genel Yaklaşım: Geleneksel İslami anlayış, LGBTQ+ ilişkilerini kabul etmez.
-
Destekleyici Gruplar: Muslims for Progressive Values, Masjid al-Rabia gibi örgütler, LGBTQ+ Müslümanlar için güvenli alanlar yaratır ve kapsayıcı bir İslami yaklaşımı savunur
TARİHTE EŞCİNSELLİK:
LGBTQ+ bireylerin tarih boyunca toplumdaki konumu, kültürel, dini, siyasi ve ekonomik faktörlere bağlı olarak değişmiştir. Antik dönemlerde birçok toplumda eşcinsellik kabul görürken, özellikle Orta Çağ ve sonrasında bu durumun değişmesinin arkasında birçok neden bulunmaktadır. İşte bu değişimin temel sebepleri:
1. Antik Dönemdeki Kabul:
-
Antik Yunan ve Roma: Eşcinsellik, özellikle erkekler arasında, toplumsal ve kültürel bir norm olarak kabul görüyordu. Örneğin, Antik Yunan'da pedagojik ve askeri bağlamlarda eşcinsel ilişkiler yaygındı. Roma'da ise cinsel yönelim, kişisel bir tercih olarak görülüyordu.
-
Diğer Kültürler: Japonya'da samuraylar arasında "shudo" adı verilen eşcinsel ilişkiler, Orta Doğu'da ise şiir ve edebiyatta eşcinsel temalar sıkça işleniyordu.
2. Dinlerin Yükselişi ve Normların Değişmesi:
-
Hristiyanlığın Yayılması: Roma İmparatorluğu'nun Hristiyanlığı benimsemesiyle birlikte, eşcinsellik "günah" olarak görülmeye başlandı.
-
İslam'ın Yükselişi: İslam'ın yayılmasıyla birlikte, Kur'an ve hadislerde eşcinsellik yasaklandı. Özellikle Orta Çağ'da İslam toplumlarında eşcinsellik, edebiyat ve sanatta görülse de toplumsal olarak kınandı.
-
Yahudilik: Tevrat'ta eşcinsel ilişkiler yasaklanmıştır ve bu, geleneksel Yahudi toplumlarında uzun süre etkili olmuştur.
4. Sömürgecilik ve Batı'nın Etkisi:
-
Sömürgecilik Dönemi: Avrupalı sömürgeci güçler, Afrika, Asya ve Amerika'daki yerel toplumlara kendi ahlaki ve dini normlarını dayattı. Birçok yerel kültürde eşcinsellik kabul görürken, sömürgecilikle birlikte bu durum değişti.
-
Viktoryen Dönem: 19. yüzyılda Viktoryen ahlak anlayışı, cinselliği baskı altına aldı ve eşcinselliği "hastalık" olarak görmeye başladı.
5. Tıbbileştirme ve Psikiyatrik Damgalama:
-
-
yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında, eşcinsellik tıbbi bir "hastalık" olarak sınıflandırıldı. Psikiyatri, eşcinselliği "tedavi edilmesi gereken bir bozukluk" olarak gördü.
-
-
Bu durum, eşcinsel bireylerin toplumdan dışlanmasına ve cezalandırılmasına yol açtı.
6. Modern Dönemdeki Değişim:
-
1960'lar ve Sonrası: LGBTQ+ hakları hareketi, özellikle Stonewall Ayaklanmaları (1969) ile birlikte yükselişe geçti. Eşcinsellik, giderek daha fazla kabul görmeye başladı.
-
Tıbbi ve Hukuki Değişimler: 1970'lerde eşcinsellik, psikiyatrik hastalık olarak sınıflandırılmaktan çıkarıldı. 21. yüzyılda ise birçok ülkede eşcinsel evlilikler yasallaştı.
Sonuç:
Irkçılığa Maruz Kalan Bazı Bireylerin LGBTQ+ Bireyleri Kötümsemesi Çifte Standart ve Empati Eksikliği Örneği
Irkçılığa maruz kalan bazı bireylerin LGBTQ+ bireyleri kötümsemesi, temelde bir çifte standart ve empati eksikliği örneğidir. Bu çelişki, empati eksikliği ve toplumsal koşullanmanın bir sonucudur. Irkçılığa karşı çıkmak, diğer tüm ayrımcılık biçimlerine karşı da duyarlı olmayı gerektirir. Ancak insanların kendi deneyimlerini evrenselleştirememesi, bu tür çifte standartların ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle, adalet ve eşitlik mücadelesi, tüm ayrımcılık biçimlerini kapsayacak şekilde bütüncül bir yaklaşım gerektirir.
Küba’da Bir Film: Strawberry and Chocolate
Küba’ya gittiğim için Küba filmleri izlerim. Strawberry and Chocolate adlı film, eşcinsel bir sanatçının Küba’da yaşadığı sorunları anlatıyordu. Filmde, Komünist Parti üyesi genç bir karakter, eşcinsel sanatçıya hak vermezken, sanatçı “Ben de devrime destek verdim. Elimle savaştım, götümle değil. Şimdi neden benim hiçbir hakkım yok?” diye soruyordu. Film için düzenlenen partiye Fidel Castro da katılmış ve bu film, Küba halkının eşcinsellere bakış açısını değiştirmesine vesile olmuştu. Doğrusu, benim de ön yargılarım vardı ve bu film sonrası eşcinsellerin de hakları olması gerektiği konusunda empati duymaya başladım.
Adalet Herkes İçin Olmalı
Eşcinsellere hak vermeyen insanlar kendilerine şu soruyu sormalı: “Avrupa’da Müslümanlara, Türklere, göçmenlere karşı yapılan ırkçılığa ve düşmanlığa karşı mücadele ediyoruz. Eşcinselleri insan olarak görmezsek ve bir ırkçı aynı muameleyi bize yaptığında neden şikayet ediyoruz?” Adalet her birey için olmalı. “Bizim haklarımız olsun ama bizden olmayanın olmasın” demek doğru mu?
Tepkiniz Nedir?

