İNSANIN DEĞER ARAYIŞI ; RUHUN EŞSİZ YÖNÜ
Değerlerimizi bulduğumuzda hayat daha derli toplu bir hal alır. Zorluklar tamamen kaybolmaz; ama onların karşısında daha sağlam durmamızı sağlayan bir anlam kazanırız. Frankl’ın meşhur sözünü hatırlamak yerinde olacaktır: “İnsanın yaşamda bir ‘neden’i varsa, her ‘nasıl’a katlanabilir.”
Bir gün kendinize şu soruyu sordunuz mu: “Benim için gerçekten önemli olan nedir?”
Bu soru, kimi zaman bir kaybın ardından, kimi zaman hayatın yoğunluğu içinde ya da sıradan bir günün sessizliğinde zihnimizi yoklar. Aslında bu, insan ruhunun en derin yönelimlerinden biri olan değer arayışının ifadesidir.
Psikolojide değerler yalnızca soyut idealler değil, yaşamımıza yön veren, seçimlerimizin arkasındaki görünmez güçlerdir. Psikolog Abraham Maslow, ihtiyaçlar hiyerarşisinin zirvesine “kendini gerçekleştirme”yi yerleştirirken, insanın yalnızca hayatta kalmakla yetinmediğini; yaşamına anlam ve derinlik katma arayışı taşıdığını vurgular. İnsancıl yaklaşımın öncülerinden Carl Rogers da kişinin kendiyle uyum içinde olabilmesinin, değerlerini fark etmesine ve yaşantısına taşımasına bağlı olduğunu belirtir.
Varoluşçu psikiyatr Viktor Frankl, toplama kampı deneyimlerinden süzülen bir gözlemle, insanın en temel güdüsünün haz değil, anlam arayışı olduğunu ileri sürer. Ona göre kişi, hangi değerlerin kendisi için yaşanmaya değer olduğunu bulduğunda, en zor koşullarda bile dayanma gücü bulabilir. Modern psikolojide bu yaklaşımı destekleyen araştırmalar da vardır. Martin Seligman ve pozitif psikoloji ekolü, insanın iyi oluşunu yalnızca mutlulukla değil, değerleriyle uyumlu bir yaşam sürmesiyle açıklar.
Terapötik süreçlerde de benzer bir durumla karşılaşılır. “Hayatım anlamsız geliyor” diyen bir danışanın cümlesi çoğu zaman değerlerden kopuşa işaret eder. Terapide bu noktada yön değişir: “Nasıl hissetmek istiyorum?” sorusundan, “Neye hizmet etmek istiyorum?” sorusuna geçilir. İşte bu dönüşüm, kişinin yaşamına yeniden yön verecek değerleri fark etmesiyle başlar.
Gündelik hayatımızda da bunu gözlemlemek mümkündür.
Eğer işiniz size sürekli anlamsız geliyorsa, belki de yaratıcılık ya da özgürlük değeriniz görmezden geliniyordur.
Eğer bir ilişkide sürekli tükenmiş hissediyorsanız, belki de saygı ya da eşitlik değeriniz ihmal ediliyordur.
Yoğun ama tatminsizseniz, belki de katkı sağlama ya da adalet değeriniz karşılığını bulmamaktadır.
Değerlerimizi bulduğumuzda hayat daha derli toplu bir hal alır. Zorluklar tamamen kaybolmaz; ama onların karşısında daha sağlam durmamızı sağlayan bir anlam kazanırız. Frankl’ın meşhur sözünü hatırlamak yerinde olacaktır: “İnsanın yaşamda bir ‘neden’i varsa, her ‘nasıl’a katlanabilir.”
Belki bugün siz de kendinize şu soruyu sorarak başlayabilirsiniz:
“Benim için değerli olanı, yaşadığım günün neresinde görüyorum?”
Bazen bu küçük fark ediş, hayat yolculuğumuzda ihtiyacımız olan pusulayı gösterebilir.
KLİNİK PSİKOLOG
Asuman ÖZTÜRK AYDIN
@lovedultd.danismanlik
Tepkiniz Nedir?

