FEDÂKARLIK MI BENLİK KAYBI MI ?

Kişi şöyle düşünmeye başladığında ; “Ben vermezsem, ben susmazsam, ben idare etmezsem… beni kim sever?” İşte tam burada fedakârlık, bir erdem olmaktan çıkar ve hayatta/ilişkide kalma stratejisine dönüşür.

Aralık 29, 2025 - 16:17
Aralık 31, 2025 - 12:33
 0  43
FEDÂKARLIK MI BENLİK KAYBI MI ?

Fedakârlık, kişinin kendi isteğiyle ve farkında olarak bir şeyden vazgeçmesidir. Ne verdiğini bilir, neden verdiğini de . Geçicidir, geri dönülebilirdir. Ama çoğu zaman fedakârlık diye adlandırılan şey, bu değildir.
Çoğu zaman bu, sessiz bir vazgeçiştir. Fedakârlık bilinçli bir tercihtir. Benlik kaybı ise fark edilmeden olur.
Sessizce, azar azar.

“Ben hallederim” diyenlerin görünmeyen bedeli

Ailede, ilişkide, işte…
Hep aynı kişiler vardır:
Yükü alan, idare eden, ortamı yumuşatan kişilerdir . Onlar için sık söylenen cümleler tanıdıktır:
“Güçlüdür.”
“Anlayışlıdır.”
“Sorun çıkarmaz.”

Ama kimse şunu sormaz:
Bu kişi neyi yutuyor?

Fedakârlık alkışlanırken, kişinin kendi ihtiyaçları yavaş yavaş silinir.İlişkide yok olur gider . 

Fedakârlık ne zaman sağlıksızlaşır?

Psikolojik olarak bir davranışı sağlıksız yapan şey, sebepsiz olması değil;  tek seçenek haline gelmesidir. Kişinin  her durumda her duyguda kullandığı tek yoldur . 

Kişi artık:

  • “Hayır” diyemiyorsa

  • Rahatsızlığını dile getirdiğinde suçluluk hissediyorsa

  • Kendini düşündüğünde bencil gibi hissediyorsa  orada fedakârlık bitmiş, benlik kaybı başlamıştır.

Bu insanlar genellikle “iyi” olarak tanımlanır. Ama iç dünyalarında biriken şey çoğu zaman edilgen öfkedir.

Edilgen öfke: Kimseye yönelmeyen kızgınlık

Bu öfke bağırmaz.Kırıp dökmez.Ama içeride birikir.

Şöyle görünür:

  • İçten içe kırılmak

  • Uzaklaşmak

  • Soğumak

  • İlgiyi kesmek

Kişi öfkesini ifade edemediği için ilişkiden yavaş yavaş çekilir. Bu durum çoğu zaman “değişti” diye etiketlenir. Oysa değişen kişi değil, taşıma kapasitesidir.

Neden bu kadar zor vazgeçmek?

Çünkü birçok insan fedakârlığı sevgiyle karıştırarak büyür.
“Katlanıyorsan seviyorsundur.”
“İdare ediyorsan değerlisin.”

Bu inançlarla büyüyen biri için sınır koymak, ilişkiyi değil, kimliği tehdit eder. Kişi şunu düşünür:
“Ben vermezsem, ben susmazsam, ben idare etmezsem… beni kim sever?” İşte tam burada fedakârlık, bir erdem olmaktan çıkar; hayatta kalma stratejisine dönüşür.

Kendine sorman gereken iki soru

  • Bir ilişkide verdiğim şeyleri gerçekten seçiyor muyum, yoksa kaybetmemek için mi veriyorum?

  • Susmasam, itiraz etsem, sınır koysam… beni sevilmeye değer bulurlar mı?

Bu sorular rahatsız ediyorsa, nedeni soruların sertliği değil; cevapların tanıdıklığıdır.

Fedakârlık sizi görünmez kılıyorsa, ilişkide var olmanızı değil, ilişkiye kaybolmanızı sağlıyordur.

Bu bir erdem değil.
Bu, benlikten vazgeçiştir.

KLİNİK PSİKOLOG

Asuman ÖZTÜRK AYDIN

www.lovedu.co.uk

@lovedultd.danismanlik

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Asuman ozturk aydin “Her insan, kendi içinde çözülmeyi bekleyen bir hikâyedir.” Bu yaklaşımla, klinik psikolog olarak 2006 yılından bu yana psikoterapi alanında aktif olarak çalışıyorum. 2014 yılında Üsküdar Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisansımı tamamladım. Yetişkin bireylerle yürüttüğüm bireysel terapi süreçlerinde; duygusal dayanıklılık, benlik gelişimi ve yaşam doyumu gibi alanlara odaklanıyorum. Özel gereksinimli bireyler ve aileleriyle edindiğim deneyim ise çok yönlü bir terapötik bakış açısı geliştirmeme katkı sağladı. Psikolojik sağlamlık, içgörü ve dönüşüm süreçlerini bilimsel temellere dayalı, etik ilkelere bağlı ve bütüncül bir yaklaşımla desteklemeye devam ediyorum.