FEDÂKARLIK MI BENLİK KAYBI MI ?
Kişi şöyle düşünmeye başladığında ; “Ben vermezsem, ben susmazsam, ben idare etmezsem… beni kim sever?” İşte tam burada fedakârlık, bir erdem olmaktan çıkar ve hayatta/ilişkide kalma stratejisine dönüşür.
Fedakârlık, kişinin kendi isteğiyle ve farkında olarak bir şeyden vazgeçmesidir. Ne verdiğini bilir, neden verdiğini de . Geçicidir, geri dönülebilirdir. Ama çoğu zaman fedakârlık diye adlandırılan şey, bu değildir.
Çoğu zaman bu, sessiz bir vazgeçiştir. Fedakârlık bilinçli bir tercihtir. Benlik kaybı ise fark edilmeden olur.
Sessizce, azar azar.
“Ben hallederim” diyenlerin görünmeyen bedeli
Ailede, ilişkide, işte…
Hep aynı kişiler vardır:
Yükü alan, idare eden, ortamı yumuşatan kişilerdir . Onlar için sık söylenen cümleler tanıdıktır:
“Güçlüdür.”
“Anlayışlıdır.”
“Sorun çıkarmaz.”
Ama kimse şunu sormaz:
Bu kişi neyi yutuyor?
Fedakârlık alkışlanırken, kişinin kendi ihtiyaçları yavaş yavaş silinir.İlişkide yok olur gider .
Fedakârlık ne zaman sağlıksızlaşır?
Psikolojik olarak bir davranışı sağlıksız yapan şey, sebepsiz olması değil; tek seçenek haline gelmesidir. Kişinin her durumda her duyguda kullandığı tek yoldur .
Kişi artık:
-
“Hayır” diyemiyorsa
-
Rahatsızlığını dile getirdiğinde suçluluk hissediyorsa
-
Kendini düşündüğünde bencil gibi hissediyorsa orada fedakârlık bitmiş, benlik kaybı başlamıştır.
Bu insanlar genellikle “iyi” olarak tanımlanır. Ama iç dünyalarında biriken şey çoğu zaman edilgen öfkedir.
Edilgen öfke: Kimseye yönelmeyen kızgınlık
Bu öfke bağırmaz.Kırıp dökmez.Ama içeride birikir.
Şöyle görünür:
-
İçten içe kırılmak
-
Uzaklaşmak
-
Soğumak
-
İlgiyi kesmek
Kişi öfkesini ifade edemediği için ilişkiden yavaş yavaş çekilir. Bu durum çoğu zaman “değişti” diye etiketlenir. Oysa değişen kişi değil, taşıma kapasitesidir.
Neden bu kadar zor vazgeçmek?
Çünkü birçok insan fedakârlığı sevgiyle karıştırarak büyür.
“Katlanıyorsan seviyorsundur.”
“İdare ediyorsan değerlisin.”
Bu inançlarla büyüyen biri için sınır koymak, ilişkiyi değil, kimliği tehdit eder. Kişi şunu düşünür:
“Ben vermezsem, ben susmazsam, ben idare etmezsem… beni kim sever?” İşte tam burada fedakârlık, bir erdem olmaktan çıkar; hayatta kalma stratejisine dönüşür.
Kendine sorman gereken iki soru
-
Bir ilişkide verdiğim şeyleri gerçekten seçiyor muyum, yoksa kaybetmemek için mi veriyorum?
-
Susmasam, itiraz etsem, sınır koysam… beni sevilmeye değer bulurlar mı?
Bu sorular rahatsız ediyorsa, nedeni soruların sertliği değil; cevapların tanıdıklığıdır.
Fedakârlık sizi görünmez kılıyorsa, ilişkide var olmanızı değil, ilişkiye kaybolmanızı sağlıyordur.
Bu bir erdem değil.
Bu, benlikten vazgeçiştir.
KLİNİK PSİKOLOG
Asuman ÖZTÜRK AYDIN
@lovedultd.danismanlik
Tepkiniz Nedir?

