UK'nin Yeni Vize Politikaları: Bir “Ulusal Kendine Zarar Verme” Eylemi mi?
Yüksek vize maliyetleri ve esnek olmayan göçmenlik sistemi, İngiltere'yi büyük bir dezavantaja sürüklüyor. House of Lords Bilim ve Teknoloji Komitesi’nden gelen uyarılara göre, bu durum ülkenin en iyi yeteneklerini kendine çekmesini engelliyor.
Yeni Vize Kuralları İngiltere’yi Neden Zorluyor?
İngiltere'nin katı yeni vize kuralları, özellikle şu alanlarda çalışan yetenekli bireyleri caydırıyor:
- Master ve Doktora öğrencileri,
- Erken kariyer araştırmacıları,
- Bilim insanları ve teknoloji uzmanları.
Değişen giriş gereksinimleri, bu kişilerin İngiltere yerine başka ülkelere yönelmesine neden oldu. Özellikle yapay zeka (AI) gibi kritik alanlarda İngiltere'nin yetenek kaybı yaşadığı belirtiliyor.
Yeni Kurallar Neler Getirdi?
Geçtiğimiz yıl duyurulan ve aşamalı olarak uygulamaya alınan kurallar:
- Yabancı öğrencilerin ailelerini getirmesini yasakladı,
- Çalışanları yurt dışından işe almanın maliyetlerini artırdı,
- Bağımlılarla (dependents) gelmek için gereken minimum gelir eşiğini yükseltti.
Bu kurallar, İngiltere’yi rekabet gücü düşük bir ülke haline getiriyor ve şirketleri, üniversiteleri ve yardım kuruluşlarını olumsuz etkiliyor.
Vize Maliyetleri Şirket ve Üniversiteleri Zorluyor
Komitenin tespitlerine göre:
- Cancer Research UK, yıllık 700 bin poundluk ek vize maliyetine hazırlanıyor.
- Cranfield Üniversitesi’nde lisansüstü başvuruları sadece iki yıl içinde %47 düştü.
Yüksek Maliyetler Caydırıcı Oluyor
Baroness Brown of Cambridge, vize maliyetlerinin %58’e kadar arttığını ve İngiltere’nin, diğer ülkelerle kıyaslandığında, en yüksek maliyetlere sahip olduğunu belirtti.
Özellikle Göçmenlik Sağlık Ücreti (Immigration Health Surcharge) gibi masrafların vize süresi boyunca peşin ödenmesi gerekiyor ve bu da başvuru sahiplerine on binlerce poundluk bir başlangıç faturası çıkarabiliyor.
Baroness Brown’un Uyarısı
“Bu durum, doktora sonrası araştırmacılar için büyük bir caydırıcı faktör. STEM alanındaki yetenekleri çekmekte zorlanan bir sistemle karşı karşıyayız. Mevcut göç politikası, Master ve Doktora öğrencileri, genç araştırmacılar, bilim insanları ve teknoloji uzmanları için büyük bir engel oluşturuyor ve bu, ‘ulusal kendine zarar verme’ anlamına geliyor.”
İki yıl önce 900 bin, geçen yıl ise 700 bin göçmen alan bir ülkenin, zeki, başarılı ve potansiyeli yüksek insanların gelmesini zorlaştırması oldukça mantıksız değil mi? İngiltere’de ürün üretmenin maliyeti; işçi ücretleri, elektrik, gaz, kira ve yüksek vergi oranları nedeniyle oldukça yüksek. Bu yüzden firmalar genellikle ürünlerini yurt dışından ithal etmeyi tercih ediyor.
Buna ek olarak, iş imkanları ve konut sayısı yetersizken her yıl 500 binin üzerinde göçmen almak, ileride ciddi toplumsal sorunlara yol açabilir. Ancak diğer taraftan Skilled Worker, Sağlık Vizesi ve Eğitim Vizesi kapsamında gelen bireylerin eğitim ve finans seviyeleri çok daha yüksek. Bu insanlar devlet yardımı almıyor, tam tersine ülke ekonomisine ciddi katkılar sunuyor.
Gelişmiş ülkeler beyin göçünü kendilerine çekmeye çalışırken, İngiltere’nin eğitimli ve başarılı bireyleri tuhaf vize kurallarıyla kendinden uzaklaştırması, ülkeyi geri götürüyor. Bu durum, sanki savaşta yenilmişiz de ülkemizi yöneten bir işgal valisi atanmış gibi hissettiriyor. Öyle bir durum olmuş olsa, bu politikaları anlamlandırmak mümkün olurdu. Ancak böyle bir durum söz konusu değilken, bu politikalara anlam vermek imkansız.
Sonuç olarak, İngiltere’nin katı vize politikaları, sadece ülkeye yetenekli bireyleri çekmeyi engellemiyor, aynı zamanda mevcut işletmelerin ve eğitim kurumlarının sürdürülebilirliğini de tehlikeye atıyor.