Suç İşlemeden Suçlu: Yeni Dünya, Yeni Adalet
Küresel güçler teknoloji için kıyasıya rekabet ederken AI sıradan insanların hayatını nasıl kabusa çevirebilir?
Dijital teknolojilerin hayatın her alanına yayılması ile birlikte ‘Kişisel Veri’ üzerine en fazla konuşulan madde haline geldi. Bireysel hak ve özgürlükler kapsamında kişilerin yaşam alanlarına doğrudan müdahaleler yasaklanırken, özellikle güvenlik alanındaki son düzenlemeler geçmişin çoktan geride kaldığını gösteriyor.
2020’de yaşanan Koronavirüs pandemisi ile birlikte ulus devletlerin ‘güvenlik’ kavramı tamamen yön değiştirirken AI kullanımı bugün geçmişin tartışmalı uygulamalarını bir bir hayata dahil ediyor.
Tom Cruise’un başrolünde oynadığı Azınlık raporu filmini bilmeyen yoktur. Sinema tarihinin kült eserleri arasında kısa sürede giren film; bilimkurgu yazarı Philip K. Dick'in aynı adlı meşhur öyküsünden uyarlanmıştı. Hikâyenin ana teması ise muhtemel suçları önceden tespit ederek raporlayan kahinler yani “Precog”lardı.
Bu uygulama kısa bir süre önce Birleşik Krallık’ta da gündeme alındı ve üzerinde çalışmalara başlandı. “Murder Prediction” (Cinayet Öngörme) isimli algoritma üzerinden başlayan projeyi The Guardian “UK creating ‘murder prediction’ tool to identify people most likely to kill” başlığı ile duyurdu. Bakanlık projeyi ilk olarak “Murder Prediction” olarak duyurmasına rağmen tepkilerin ardından bu başlık, “sharing data to improve risk assessment” olarak değiştirildi. Hedef ise özellikle cinayete meyilli olanların tespit edilerek suçun önlenmesi oldu.
Yazılım için yaklaşık 500 bin kişinin verilerini işlemeye başlayan Adalet Bakanlığı eleştirilerin odağında yer alırken projeyi değerlendiren uzmanlar, binlerce kişinin verilerinin algoritma üzerinden kullanıldığı iddiasını 'ürpertici ve distopik' olarak niteliyor.
Statewatch isimli grup tarafından keşfedilen bu veri sisteminde Birleşik Krallık henüz geri adım atmazken bir hamle de Belçika’dan geldi.
Bakan Vanessa Matz’ın öncülüğünde yürütülen proje kapsamında Belçika Hükümeti, 2029 yılına kadar kamu güvenliğini artırmayı ve cezai soruşturmaları iyileştirmeyi amaçlayan AI araçlarını kolluk kuvvetlerine entegre edecek.
Oysa, Avrupa Birliği tarafından da onaylanan European Union’s AI Act (Yapay Zekâ Yasası) özellikle yüz tanıma sistemlerinin kullanımını açıkça yasaklıyor.
Fakat yasanın içerisinde hareket edileceği vurgusunu yapan Belçika, mevcut kamera gözetim yasalarını akıllı gözetim sistemlerini de kapsayacak şekilde genişletmeyi planlıyor. Belçika, tamamlanacak olan düzenlemeyi “hem inovasyonu hem de güveni besleyen bir dijital ortam yaratmak” olarak servis ediyor. Oysa, projenin dosyasında yer alan Belçika Başbakanı Bart De Wever’ın sözlerinden uygulamanın tamamen ‘göç’ ile ilgili olduğu açıkça anlaşılıyor.
SİSTEM HAYATIMIZA NASIL GİRDİ?
Koronavirüs tüm dünya için hem beklenmedik yeni bir yaşam formu oluşturdu hem de küresel güçlerin toplum üzerindeki hegemonyasına meşru kapılar araladı. Bu dönemde en çok konuşulan sistemlerden birisi ise ‘Wuhan’ merkezli olduğu iddia edilen virüsün yoğun baskısı altında elbette Çin’di.
Dünyanın yeni süper gücü olmak iddiası ile üretimin çeşitli alanlarında geçmişten bugüne hizmet sunan Çin, 2014 yılından 2020’ye kadar geçen süreçte yapılandırdığı “Sosyal Kredi Sistemi” ile de dikkat çekti.
Neslihan Topçu’nun İnsan ve Sosyal Bilimler Dergisi’nde yer alan makalesine göre sistem; tüm Çinli vatandaşları kapsaması beklenen sosyal kredi sistemi; vatandaşların izlenerek davranış ve tutumlarının puanlanması üzerinden bir “vatandaşlık puanı” oluşturulması şeklinde işliyor.
Sık sık George Orwell’in 1984 romanına gönderme yapılarak eleştirilen ve Çin’in geri adım attığı yönündeki iddialar ile bir dilemmaya dönüşen sistem, bugün Avrupa’nın tam ortasında kendine yer buldu.
VERİYLE YÖNET, ALGORİTMAYLA YARGILA!
İngiltere’de 2024 yılında kurulan İşçi Partisi hükümetinin Kral III. Charles tarafından gururlan sunulan en önemli icraatı Siber Güvenlik ve Dayanıklılık Yasası olmuştu.
İngiltere, yoğun siber saldırıların, ki bunun büyük bölümünün Rusya menşeili olduğu bilgisini ağzımızdaki bakla olacaksa bile, ülkedeki sistemi bir anda alabora edebileceği endişesi taşıyordu. Yapılan açıklamalarda, birden fazla resmi kurumun bu ve benzeri bir saldırı altında kalması halinde, günlük yaşamın büyük oranda kesintiye uğrayacağından neredeyse emindi herkes.
Bu açıdan bakıldığından ülkenin teknolojik hamleleri toplum tarafından desteklense de, kişisel verilerin doğrudan kolluk kuvvetlerinin kullanımına sunulmuş olması, bir sonraki virüsün kamu güvenliği görünümlü dijital kontrol olması kaçınılmaz görünüyor.
Tepkiniz Nedir?

