SİZDE GEZGİN ZİHİNLERDEN MİSİNİZ ?

Yaptığınız işe gerçekten odaklanabilir misiniz ? İşteyken evde yapılacakları , ödemeleri farkında olmadan düşünür müsünüz ? Tabağınızdaki yemek ne zaman bitti , otobüs ne zaman durdu , zaman nasıl geçti fark etmediğiniz ama kafanızın iyice yorulduğu oldu mu ?

Şubat 23, 2025 - 19:48
Şubat 26, 2025 - 02:25
 0  59
SİZDE GEZGİN ZİHİNLERDEN MİSİNİZ ?

Gün içinde zihnimizin sık sık başka yerlere kaydığını fark etmişizdir. İş yerinde bir toplantı sırasında, trafikte beklerken ya da bir kitabın ortasında, aniden başka düşünceler zihnimizi meşgul eder. Yapılan araştırmalara göre, günümüzün %45'ini farkında olmadan geçiriyoruz. Peki, neden aklımız bir anda konudan sapar ve geleceği ya da geçmişi düşünmeye başlar? Bu durumun gerçekten bir işlevi var mı?

Uzmanlara göre, zihin gezintisi aslında büyük resmi görmemize yardımcı olan önemli bir beceridir. Queen's Üniversitesi'nden Dr. Jonathan Smallwood, zihnin bu dolaşma kapasitesinin, insanların göremedikleri şeyler hakkında düşünmelerine izin verdiğini ve bunun hayatta kalma açısından kritik olduğunu belirtiyor. Eğer zihnimiz yalnızca o anki gerçeklikle sınırlı kalsaydı, geleceği planlamak, hatalarımızdan ders almak ya da hayaller kurmak gibi insana özgü yetilerimiz körelirdi.

                                                                                                                                                                                              

Ancak günümüzde, bu doğal zihinsel süreç önemli bir meydan okumayla karşı karşıya: sosyal medya. Eskiden hayallere dalarak, geçmişi gözden geçirerek veya geleceği planlayarak geçirdiğimiz boş anlar, şimdi çoğu zaman ekran kaydırarak geçiyor. Artık bir arkadaşımızın ne yaptığını merak etmek yerine, doğrudan sosyal medya hesaplarından öğrenebiliyoruz. Peki, bu zihnimizin işleyişini nasıl etkiliyor?

Zihin gezintisi aktif bir süreçtir. İnsan zihni bir konudan diğerine geçerken kendi iç dünyasında derinlemesine bir keşif yapar. Sosyal medya ise benzer bir motivasyonla hareket etse de, bilgiye daha pasif bir şekilde ulaşmamıza neden olur. Yapılan araştırmalar, zihnin kendiliğinden dolaşmasının yaratıcılığı artırdığını, yeni fikirler üretmeye yardımcı olduğunu ve geleceğe dair daha sağlıklı planlar yapmamızı sağladığını gösteriyor. Ancak sosyal medya, sürekli olarak dışarıdan gelen bilgileri tüketmemize neden olarak bu süreci zayıflatabilir.

                                                                         

Dr. Smallwood'un araştırmalarına göre, mutlu zihinler genellikle geleceğe odaklanırken, mutsuz zihinler geçmişte gezinme eğiliminde oluyor. Eğer sosyal medya kullanımı bizi geçmişle daha fazla meşgul ediyorsa ve kendi düşüncelerimizi düzenlememize izin vermiyorsa, bu durum uzun vadede zihinsel sağlığımızı olumsuz etkileyebilir.

Öyleyse, modern dünyada zihnimizin gezintisi ile sosyal medya kullanımı arasında nasıl bir denge kurabiliriz?

Belki de sosyal medya kullanımını bilinçli bir şekilde sınırlamak, gün içinde teknolojiyle kesintisiz geçen anlar yaratmak ve zihnimize serbestçe dolaşma alanı tanımak iyi bir başlangıç olabilir.

Anı yaşamak için yeterince uzun süre pratik yaparsanız, belki bu bir alışkanlık haline gelebilir. Bu, aklınızın başıboş dolaşmasını kontrol edebilmekle ilgilidir.

Çünkü zihnimizin başıboş dolaşması her zaman bir zaman kaybı değildir .Bazen en büyük iç görülerimiz tam da o anlarda doğar.

 Klinik Psikolog 

Asuman Öztürk Aydın

https://lovedu.co.uk/

https://www.instagram.com/lovedultd.danismanlik

kaynaklar 

https://www.york.ac.uk/research/themes/mind-wandering/

https://news.harvard.edu/gazette/story/2010/11/wandering-mind-not-a-happy-mind/

https://knowablemagazine.org/content/article/mind/2022/science-wandering-mind

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Asuman ozturk aydin “Her insan, kendi içinde çözülmeyi bekleyen bir hikâyedir.” Bu yaklaşımla, klinik psikolog olarak 2006 yılından bu yana psikoterapi alanında aktif olarak çalışıyorum. 2014 yılında Üsküdar Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisansımı tamamladım. Yetişkin bireylerle yürüttüğüm bireysel terapi süreçlerinde; duygusal dayanıklılık, benlik gelişimi ve yaşam doyumu gibi alanlara odaklanıyorum. Özel gereksinimli bireyler ve aileleriyle edindiğim deneyim ise çok yönlü bir terapötik bakış açısı geliştirmeme katkı sağladı. Psikolojik sağlamlık, içgörü ve dönüşüm süreçlerini bilimsel temellere dayalı, etik ilkelere bağlı ve bütüncül bir yaklaşımla desteklemeye devam ediyorum.