Ekranlar Arasında Kaybolan Aşklar: Sosyal Medya ve İlişkiler

Sosyal medya ilişkilerin gizli düşmanı mı ? Aşk , güven , takip , beğeni : sosyal medya ilişkileri gerçekten bitiriyor mu ? Sosyal medya evdeki yabancı mı ? Sosyal medyaya araştırmalar eşliğinde genel bir bakış .

Şubat 17, 2025 - 21:43
Şubat 18, 2025 - 20:11
 0  258
Ekranlar Arasında Kaybolan Aşklar: Sosyal Medya ve İlişkiler

Ekranlar Arasında Kaybolan Aşklar: Sosyal Medya ve İlişkiler

Günümüz dünyasında sosyal medya, hayatımızın kaçınılmaz bir parçası haline geldi. Sabah uyanır uyanmaz elimizi telefona uzatıyor, gün boyunca akışa göz atıyor ve geceyi ekran ışığında tamamlıyoruz. Peki, bu dijital alışkanlıklarımızın psikolojik sağlığımıza ve ilişkilerimize nasıl bir etkisi var hiç düşündünz mü ?

                         

 Uzmanlık tezimin konusu (2015) sosyal medya kullanımı ve ilişkilerde doyum üzerineydi . Tez için araştırmamın sonuna geldiğimde ilişki doyumunun düştükçe sosyalmedya kullanım süresinin uzadığını  gözlemlemiştim. O dönem sosyal medya, yeni yeni hayatımıza giriyordu ve bizler henüz bu mecraların psikolojik etkilerini tam anlamıyla bilmiyorduk. Ancak zaman içerisinde gördük ki sosyal medya kullanımı, bireyin kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkileri doğrudan etkileyen önemli bir faktör.

Yapılan başka araştırmalar, sosyal medya bağımlılığının çiftler arasındaki bağları zayıflattığını ve hatta boşanma eğilimlerini artırdığını gösteriyor. Çiftler, sosyal medyanın birlikte geçirilen zamanın kalitesini düşürdüğünü, iletişimi azalttığını ve güven problemlerine yol açtığını belirtiyor. Takipler, beğeniler ve çevrimiçi etkileşimler, kıskançlık ve güvensizlik gibi duyguların tetiklenmesine sebep olabiliyor.

                           

Ancak sosyal medyanın etkileri yalnızca romantik ilişkilerle sınırlı değil. Bireyin kendi psikolojik iyi oluşu da bu süreçten fazlasıyla etkileniyor. Özellikle ergenler ve genç yetişkinler, sosyal medyada kendilerini sürekli olarak akranlarıyla kıyaslıyor ve bu da benlik saygılarını olumsuz etkiliyor. Araştırmalara göre, günde beş saatten fazla sosyal medyada vakit geçiren gençlerin, akranlarına kıyasla %70 oranında daha fazla intiharı düşündükleri tespit edilmiştir. Bu durum, sosyal medyanın birey üzerindeki baskısını ve psikolojik etkilerini göz ardı edemeyeceğimizi gösteriyor.

Ancak her şeyi sosyal medyaya yüklemek de haksızlık olur. Doğru kullanıldığında sosyal medya, bilgiye erişimi kolaylaştıran, ilham veren ve bireylerin kendilerini ifade etmesine olanak tanıyan bir araç olabilir. Burada önemli olan, kullanım süremizi ve amacımızı bilinçli bir şekilde yönetmektir. Yapılan araştırmalar, yaşam doyumu yüksek bireylerin sosyal medya kullanım sürelerinin daha düşük olduğunu gösteriyor. Çünkü dolu dolu bir yaşam süren, hedefleri ve hobileri olan bireyler, zamanlarını daha anlamlı aktivitelerle değerlendirme eğiliminde oluyorlar.

Sonuç olarak, sosyal medyanın psikolojimiz ve ilişkilerimiz üzerindeki etkilerini yönetmek tamamen bizim elimizde. Gerçek dünyada anlamlı ilişkiler kurmak, kaliteli vakit geçirmek ve sosyal medyayı bir araç olarak görmek, sağlıklı bir denge kurmamıza yardımcı olabilir. Hayatın asıl değerinin, ekranın ötesindeki anlarda saklı olduğunu unutmamak dileğiyle…

Klinik Psikolog

Asuman ÖZTÜRK AYDIN

https://lovedu.co.uk/

Kaynaklar:

https://dergipark.org.tr/tr/

https://www.researchgate.net/publication/375073974_EVLI_CIFTLERIN_SOSYAL_MEDYA_BAGIMLILIGI_VE_BOSANMA_EGILIMI_ARASINDAKI_ILISKI

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Asuman ozturk aydin “Her insan, kendi içinde çözülmeyi bekleyen bir hikâyedir.” Bu yaklaşımla, klinik psikolog olarak 2006 yılından bu yana psikoterapi alanında aktif olarak çalışıyorum. 2014 yılında Üsküdar Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisansımı tamamladım. Yetişkin bireylerle yürüttüğüm bireysel terapi süreçlerinde; duygusal dayanıklılık, benlik gelişimi ve yaşam doyumu gibi alanlara odaklanıyorum. Özel gereksinimli bireyler ve aileleriyle edindiğim deneyim ise çok yönlü bir terapötik bakış açısı geliştirmeme katkı sağladı. Psikolojik sağlamlık, içgörü ve dönüşüm süreçlerini bilimsel temellere dayalı, etik ilkelere bağlı ve bütüncül bir yaklaşımla desteklemeye devam ediyorum.